19 Şubat 2012 Pazar

"Henceforth I ask not good-fortune, I myself am good-fortune"

to do listlerim birer birer checklerle doluyor. cok sansli hissediyorum kendimi. hersey ne istedigini bilmekteymis meger. cok bekledim ne istedigimi bilmek icin ama artik biliyorum ve her sey yolunda. iki hafta once neredeyse öldügümü düsünürsek, yukarida birisi beni gercekten gercekten seviyor olmali.

tarih 21/09/2011

// WHAT I NEED LIST//

SOMEONE TO INSPIRE
SOMEWHERE TO TRAVEL
SOMETHING TO DO

check check check. and when its all checked, check them all again - bu kadar basit.

16 Şubat 2012 Perşembe

6 Şubat 2012 Pazartesi

he's a quarter of a century man!

ilk aldigi albümler nevermind ve dookie olan bir adam daha gösterin bana. bir de disney film müzikleri calsin gitariyla.

2 Şubat 2012 Perşembe

dün okul cikisi bir kadeh shiraz iceyim dedim. barmen tanıdık cıkınca günüm bambaska sekilleniverdi. Brooklyn'de olmak istedigim bardaydım. Glee soundtrack calıyordu, herkes sevimliydi, kar yagiyordu, Montmartre'dan konusuyorduk.

Kendimi gercekten de bes sene sonra Paris'de görüyorum. without a doubt.

31 Ocak 2012 Salı

bahariyede sokak arasında döküntü eski bir sinemada The Artist'i izlemek istiyorum.

bir de bir Broadway müzikaline gitmek istiyorum. Ne oynuyorsa.

pazar günü. her pazar Cem'ı göresim var.

Istanbul'u hic sevmedigim kadar seviyorum su anda. Ama yine de Brooklyn'de bir barda olmak isterdim.

Aklımda Utku var. Kadıköy sokaklarında karsılassak.

zaten coktan cok uzaklarda olan cok eski bir dosttan nazik bir kart almısım gibi hissediyorum.

bu aksam Glee var.

Pictures Of Success

dısarıda yagan cılgıncası kardan mı, karın yansıttıgı o parıl parıl kuzeyimsi havadan mı, üc yıldır acmadıgım zavallı pc'mın basında olusumdan mı (öyle ki @ isaretini besinci denememde cıkarabıldım) yoksa bu ıssız masaüstünün antik playlistlerinin nostaljisinden mi bilinmez, yazasım geldi. düsününce, ilk blogumun ilk yazısını yazdıgım gün de aynen böyle kar yagıyordu.

bazen gizli gizli eski blogları ziyaret ediyorum. kendiminkileri ve digerleri. hastayken, canım sıkkınken, yalnızken tekrar tekrar izledigim ve her sahnesini ezberledigim filmler gibi. hala yazanlar var birde. oralarda bir yerlerde olmaları beni garip bir sekilde mutlu ediyor. gittikleri yerlerden, aldıkları basarılardan dolayı onlarla gizli gizli gurur duyuyorum. yıllar oldu konusmadık, ama aynı yerdeler benim icin. hepsini ayrı ayrı cok seviyorum.
icim huzur doluveriyor.

artık birseyleri özlemeyi biraktigim, detaylara takılmadıgım, ve insanları uzaktan da sevebildigim icin kendimle gurur duyuyorum.

13 Ekim 2009 Salı

owning and owing

you keep stashing things that don't belong to you.
you keep eating the things you didn't grow yourself.
you listen and try to find yourself in the music that others had have done for others.

and you don't really fit in to that.

they tell you that it is a waste of time to try to do that all by yourself, all for yourself.
but what if you really enjoy doing anything as long as you are doing it for you.

what are we going to have in the end anyway.
nobody has anything.

it is just a matter of making something feel like yours.